Istanbul Istanbul

IstanbulIstanbul

Avrupa’ya açılan kapı, Osmanlı’nın başkenti, Anadolu’ya giden yol İstanbul, tarihi ve turistik öğeleri ile tam bir cennet. Hisarlar, camiler, kiliseler, doğal güzellikler; ne ararsanız bu kentte.

Anadolu ve Avrupa kültürünün kaynaştığı İstanbul’da, Pay-i tahtın mehter yürüyüşü ile başlayan ritim kültürü günümüzde dansın tarihçesini oluşturuyor. Saraylarda düzenlenen eğlencelerde kılıç kalkan oyunları, oryantal ve çeşitli halk oyunları sergileniyor. Geleneksel mirasın yanında günümüzde modern dans türlerini de bünyesine katan bu metropolde yüzlerce kurs ve okul dans severlere kültürümüzün öğelerini öğretmeye devam ediyor. Zeybekten sambaya, tangodan sirtakiye yeteneklerinizi sergileyebileceğiniz dans dersleri mevcut. Dans kursu fiyatları da her bütçeyi kapsayan kriterlere göre belirleniyor.

Dans gecelerinde Boğaz’a karşı ritimlere ayak uydurmak, yarışmalarda kendinizi sınamak istiyorsanız dans kurslarına kaydınızı yaptırmalısınız.

Dans, Kültürdür

İnsanoğlu varoluşu ile ortaya çıkan “DANS”, bütün güzel sanatların anasıdır.

Dans tarihi; İnsanlıkla aynı yaşta olup, insanoğlu tarafından nesilden nesile yüzyıllar boyunca süregelmiştir. Estetik ve ritmik hareketleri ile gözlere, bütünleştiği müzik ile kulağa hitap ederek sözlükte anlamı yazılamayan bir tür iletişim dili olmuştur ve yüzyıllardır dinsel, toplum ve folklorik olarak içiçe bağlı olduğu müzik türleri ile gelişerek, değişerek bugüne kadar gelmiştir. Bugünden sonrada yine etkileşimlerden doğan değişimleriyle insanlığın ortak sanatı olarak yoluna devam edecektir.

“DANS”; hiç bir millete mal edilemeyecek ortak bir değer, iletişim aracı, kültürdür...

“DANS”; hiç bir millete mal edilemeyecek ortak bir değer, iletişim aracı, kültürdür…

Yalın haliyle Dans Nedir? Belirli bir amaçla yapılan ritmik hareketlere verilen addır.

Konuşma dilinin olmadığı çağlardan itibaren insanlar tepinerek, seslere kulak vererek yaptıkları hareketlere bir anlam vererek birbirleriyle iletişime geçtiler ve Dans başladı.

Fransız devrimi ile çok sayıda gelen yeniliklerden biri de, dans kavramının bilinçli gelişim sürecine girmesi olmuştur.

Türlerine gelince; İlk olarak “Country” çıktı ve Avrupa’yı sardı. Ardından “Kadrıl” moda oldu. Halen devam eden ve en uzun ömürlüsü olan “Vals” ortaya çıktı. Derken Paris’te hareketli hızlı bir tür “Polka” çıktı. 20.yy başlarında ise Tango ortaya çıktı ve tarihteki ölümsüz yerini aldı. 1900’lerin hemen başında Amerika’da “Boston ve “Two step” fırtınası salonlara girdi. Caz müzikle beraber “Foxtrot”u dünya tanıdı. Ardından sırasıyla; “Samba”, “Pasodoble”, “Çarliston”, “Rumba”, “Karyoka”, “Kokoraça” listeye girdi.


Atatürk ve Dans – Atatürk ve Son Dans Videosu:

II.Dünya savaşı sonrası dans da kendi dünyasını yeniden kurdu gençleri harekete geçiren; “Swing”, “Blues”, “Be Bop”, “Rock’n Roll”, “Twist”, “Shake”, “Hully Gully Jerk”, “Bogolca”, “Surf” başladı ve kendi içinde hangi müzikle yapılıyorsa ona göre sınıflandırılmaya başlandı. Temel türlere ana başlıklara ayrıldı. Federasyonlar kurulmaya başlandı ve yarışmaları başladı.

Kültürel yönden gelişmiş ülkelerin hemen hemen  hepsi bu dala gereken önemi vererek federasyonlar kurmuştur. Yakın tarihte ise olimpiyat sporu olarak kabul edilmiştir. Avrupa Birliği ülkeleri arasında kültürel birliğin oluşumunda dansın önemi Kopenhag uyum kriterlerinde bile yer almaktadır.

“Dans Medeni Bir İhtiyaçtır”
Mustafa Kemal Atatürk

Büyük önder Atatürk ve Dans konusunda söylediği bu söyleminden yola çıkarak çalışmalara katılan gençlerin, yardımlaşma, kaynaşma ve benzeri sosyal yönleri de gelişmekte, bulundukları ortama daha çabuk uyum sağlamaktadırlar.

Türklerde dansın başlangıcı Şamanizm dönemine kadar gider.  Türkler tarihte dans etmeyi, daima bir coşku sonucu veya bir kıvancı paylaşma amacı ile yapmışlardır. Savaş sonrası zafer sevinci ile hareket eden Türk Kavmi Kazak’ların “Kazak dansı” tüm dünyaca tanınmıştır. Hareketli bir toplum olan Türklerde ise, bölgesel farklılıklara göre (horon, zeybek, halay vb.) çeşitlilik göstermektedir.

Dans İletişimdir…

Farkında olalım ya da olmayalım bedenimiz hareketlerle konuşur. Bu yüzden dans, bedenin dilidir ve tarih boyunca da bir iletişim yolu olarak kullanılmıştır. Bir kutlamanın sevinç ve coşkunluğundan dinsel ayin ve geleneklerin ciddiyetine kadar insanlar tüm hislerini bu şekilde ifade etmişlerdir.

Dans Etmek ya da Etmemek…

Aynı zamanda bir eğlencedir bir spordur. İnsanlar bu yolla sağlıklı ve dinç olurlar, her yaşın kendine uygun bir dans türü vardır. Temiz ve açık bir anlatımın, özgürce yaşamanın, karşınızdakinden fiziksel bir karşılık alabileceğiniz keyifli bir araçtır. Dolayısıyla ister tek, ister çift, ister toplu olarak yapılsın önemli olan sizde uyandırdığı düşüncelerdir. Karar vermek için üzerinde düşünmeniz gerekenler şunlardır;

  • Amacı nedir?
  • Neden dans etmeliyim? Yapılan hareketleri neyi ifade ediyor?
  • Dans ederken içimde ne tür düşünceler ve duygular uyanıyor?
  • Partnerim olan kişi ya da izleyenler ne düşünüyor?
  • Bana verdiği, hissettirdiği nedir?
  • Ne kadar seviyorum?

Ve bu soruların cevaplarını kendinizde bulduktan sonra başkalarının ne yaptıklarına bakmaksızın vicdanınızın kararına uyun. En kısa zamanda size en yakın dans kursuna ulaşıp bu büyülü dünyaya adımınızı atın…

21.yy bilişim çağının hem sporu hem sanatı hem de eğlencesi olacaktır.

Globalleşen Dünyamızda Gelişen Tek Dal DANS’tır.

İlgili Linkler: Türkiye’de Dansın Yeri Atatürk & Dans Bakışı

Yorum Yaz