Istanbul Istanbul

IstanbulIstanbul

Avrupa’ya açılan kapı, Osmanlı’nın başkenti, Anadolu’ya giden yol İstanbul, tarihi ve turistik öğeleri ile tam bir cennet. Hisarlar, camiler, kiliseler, doğal güzellikler; ne ararsanız bu kentte.

Anadolu ve Avrupa kültürünün kaynaştığı İstanbul’da, Pay-i tahtın mehter yürüyüşü ile başlayan ritim kültürü günümüzde dansın tarihçesini oluşturuyor. Saraylarda düzenlenen eğlencelerde kılıç kalkan oyunları, oryantal ve çeşitli halk oyunları sergileniyor. Geleneksel mirasın yanında günümüzde modern dans türlerini de bünyesine katan bu metropolde yüzlerce kurs ve okul dans severlere kültürümüzün öğelerini öğretmeye devam ediyor. Zeybekten sambaya, tangodan sirtakiye yeteneklerinizi sergileyebileceğiniz dans dersleri mevcut. Dans kursu fiyatları da her bütçeyi kapsayan kriterlere göre belirleniyor.

Dans gecelerinde Boğaz’a karşı ritimlere ayak uydurmak, yarışmalarda kendinizi sınamak istiyorsanız dans kurslarına kaydınızı yaptırmalısınız.

Atatürk ve Dansa Bakışı

ataturk

“Dans, Medeni Bir İhtiyaçtır.”
M. K. Atatürk

Mustafa Kemal dansa sevdalıydı. Bu aşkın kökleri çocukluğuna uzanıyordu. Selanik’te mahalle ve okul arkadaşı olan Savaş İlbay anılarında şöyle anlatıyor:

“Artık büyümüştük. Rüştiye öğrenimi yapıyorduk. Tatil zamanlarımızı biz daima oyunlarla geçirirken, O azınlıkların serbet hayatından yararlanarak edindiği birkaç dostunun evine gider, Fransızca öğrenir, o zamanın modasına göre polka, mazurka, kadril ve vals gibi bizlerin adını bile çok sonradan duyduğumuz salon oyunlarını öğrenir, dans ederdi.”

Bir başka arkadaşı Fuat (Bulca) ise Halil Efendi’den Fransızca ders alıyordu. Mustafa Kemal de okuldaki Fransızca’sını geliştirmek daha doğrusu konuşmasını geliştirmek istedi. Fuat ile birlikte Halil Efendi’nin yanına gittiler. Halil Efendi’nin bir de birkaç  küçük dükkanın üstünde açtığı bir salon vardı. Burada o zaman çokyaygın hem de gözde olan vals ve polka başta olmak üzere çeşitli dans dersleri veriliyordu.

Salona gelenler Fransızca konuşuyordu. Mustafa Kemal ve Fuat Bulca Fransızca’larını ve konuşmalarını geliştirmek için bu salona gelmeye başladı. Mustafa Kemal bu fırsattan yararlanarak Batı danslarını öğrenmeye başladı. Kısa zamanda çok güzel dans etmeyi öğrendi.

İstanbul’da okumaya başladıktan sonra tatil için annesinin yanına gittiğinde boş durmayan Mustafa Kemal, valsi iyice öğrendi. Okulda boğucu ve kasvetli havayı değiştirmek ve çağdaş bir subay olmak için Mustafa Kemal kendince bir şeyler yapmaya çabalıyordu. “İleride kurmay subay olduğunuzda dans bilinmesi gereken şeyler arasındadır.” diyerek arkadaşlarına vals öğretmeye başladı.

Savaşlar içinde geçen yılların ardından, cumhuriyetin doğuşu gündemin dışında kalan konuları ele almaya olanak sağladı. Ekonomi, eğitim, öğretim,  bilim, kültür, sanat, dil, tarih, gündelik yaşam… Bunlardan biri de danstı.

Atatürk Dans Ederken

Atatürk Dans Ederken

Selim Sırrı Bey, zeybek dansını yeniden hayata geçirirken ona bir medeni şekil vermiştir

İzmir Kız Öğretmen Okulu’nu görmeye gelen Mustafa Kemal’e Selim Sırrı (Tarcan) ile Mualla (Anıl) bir zeybek dansı sundu. Alkışlarla tekrar tekrar oynandı. Mustafa Kemal onları kutladı:

– “Selim Sırrı Bey, zeybek dansını yeniden hayata geçirirken ona bir medeni şekil vermiştir” dedi. “Bu sanatkâr üstadın, eseri hepimiz tarafından seve seve kabul edilerek millet ve toplum hayatımızda yer tutacak kadar gelişmiş, güzel bir şekil almıştır. Artık Avrupalılar’a ‘Bizim de mükemmel bir dansımız var’ diyebiliriz ve bu oyunu salonlarımızda, gösterilerimizde oynayabiliriz. Bu zeybek her toplu gösteride kadınla birlikte oynanabilir ve oynanmalıdır.”

Genç Ziya ve salondakiler dans ve kadına saygıyı o an öğrenmişlerdi

Balkan ülkelerinin gençleri Atatürk’ün çağrılısı olarak sırayla ulusal oyunlarını boşaltılan büyük havuzun içinde sergiliyorlardı. Daha sonra beden eğitimi öğretmeni olan Ziya Samanlı zeybek ekibi içindeydi. Ekip başarıyla oyunlarını sergiledi. Atatürk gençleri kutladı. Onları büfeye davet etti. Bir şeyler yiyen gençlerden Ziya Samanlı’ya işaret eden Atatürk, “Böyle köşeye çekilip yalnız durmak olmaz. Efeler de dans ederler. (Oturan bayanları işaret ederek) Bu hanımlardan birini dansa kaldır.”

O kadar içten ve özendirici sesle söyledi ki, genç çalan valsi duymasına karşın ‘Olmaz ben bu dansı bilmiyorum!’ diyemedi. Gidip bir bayanı dansa kaldırdı. Heyacanı her halinden belli olduğu için bayan genç Ziya’nın kulağına;

– “Heyacanlanma! Bana uymaya çalış!” dedi.

Atatürk onları izliyordu. Vals bitti, genç Ziya yerine geçecekken yanına yeniden çağırdı. Bu arada bayan yerine oturdu. Atatürk, “Olmaz! Damın danstan sonra yerine yalnız gitmesi olmaz! Sen ona eşlik edeceksin. Bir şey daha var. Tanıştığın hanımın elini öpmen gerekir” dedi.

Bu sözleri bayan da duymuştu. Kalkıp genç Ziya ile birlikte salonun ortasına yürüdü. Sonra geri döndüler. Genç Ziya ona eşlik etti. Bayan oturdu. Elini öperek ayrıldı. Genç Ziya bu kez bayanın elini öptükten sonra alnına koymuştu. Atatürk bunu gördü. Gencin yüzüne yanlışını vurmadı. Yanlarından geçerken Atatürk Saffet Arıkan’a,

– “Nasıl hareket edeceğini kendisi gecikmeden öğrenecektir!” dedi. Bir yandan ulusları kaynaştırmaya çalışan Atatürk öte yandan da çağdaş yaşamın gereklerini gençlere uygulamalı olarak gösteriyordu. Genç Ziya ve salondakiler dans ve kadına saygıyı o an öğrenmişlerdi.


Atatürk ve Dans – Atatürk ve Son Dans Videosu:

Milletvekili hiç dans etmediği eşini dansa kaldırmaya başlamıştır

Cumhuriyetin ilanın üçüncü yılıydı. Ankara’da bir balo veriliyordu. Mustafa Kemal katıldığı baloda bir milletvekilinin eşiyle hiç ilgilenmediğini ve başka kadınlarla dans ettiğini  gördü. Kadın çok şişmandı. Mustafa Kemal ona bir ders vermek istedi.

Milletvekilinin eşinin yanına gitti ve onu dansa çağırdı. Şişman kadın büyük bir sevinçle kalktı ve dansa başladılar. Mustafa Kemal, “Çok güzel dans ediyorsunuz, üstelik de çok hafifsiniz, sorulmaz; ama kaç yaşındasınız?” diye sordu.

Milletvekilinin eşi, “Ben henüz üç yaşımdayım” dedi. “Türk ulusuna sunduğunuz cumhuriyet sayesinde yaşıyoruz. Bu yüzden gerçek yaşım kaç olursa olsun ben kendimi üç yaşımda farz ediyorum.”

Dans bitti. Atatürk bayanı yerine kadar götürdü. Sonra eşini çağırttı. Milletvekili dönüp eşinin yanına geldi ve eğilerek onu dansa kaldırdı. Canı sıkkın olan eşine dayanamayıp sordu:

– “Paşa ne söyledi sana?”
– “Sana ne söyledi?”  karşılığını verdi. Bayan anlattıktan sonra,
– “Bu son sözlerinle beni mahkum ettin” dedi.
– “Neye mahkum ettim?”
– “Tüm balo süresince başka hiç kimse ile dans etmemeye. Her dansı beraber yapacağız!”

Bu olaydan sonra milletvekili hiç dans etmediği eşini dansa kaldırmaya başlamıştır.

Atatürk bir çok dans türünü bilmekte hatta bazılarını oldukça profesyonel olarak icra edebiliyordu.

Dansın özgürlük ifadesi, kültür ifadesi olduğunu çok iyi bilen büyük bir insandı.

Günümüzde bu kadar öne çıkan kültürümüzün değişmez öğesi olan bir konuda hala adım atmamış olamazsınız? Dans kursları sizleri bu büyülü dünyaya bekliyor.

İlgili Linkler: Türkiye’de Dansın Yeri Dans, Kültürdür

Puan: star_normalstar_normalstar_normalstar_normalstar_normal - Toplam 2 değerlendirme

2 Yorumlar

  1. Seda Aydonat
    Seda Aydonat

    Atamız her konuda o kadar ileri görüşlüydü ki milletine dans etmeyi de sevdirdi. Özellikle zeybek yaptığı fotoğrafları insanı çok duygulandırıyor.

    15:15 de 21 Ağustos 2014 Cevapla
  2. Mert Akın
    Mert Akın

    Atatürk, dansın özgürlük ve kültür ifadesi olduğunu çok iyi biliyordu. Bunu da tüm insanlığa aşılamayı başardı.

    15:22 de 21 Ağustos 2014 Cevapla

Yorum Yaz